Av.Mehmet Arif KOÇER

Tüm Makaleler...

Orduya sadakat şerefimiz (mi)?

Geçen gün, İzmir Bornova 57 Topçu Tugayının önünden geçerken, bir de ne göreyim. Tugayın kapısında büyük harflerle "Orduya sadakat şerefimizdir" yazısı... Silahlı komiteci İttihat ve Terakki geleneğinin 28 şubat versiyonu döneminden kalma bir yazı... Acaba öyle mi dedim kendi kendime...Ordu nedir, millet/ toplum nedir, sadakat, şeref nedir...Bunu tahlil için kısaca toplum felsefesine bakmakta fayda var. İnsanların birlikte yaşama iradesi ile oluşan toplumlarda vatandaşlar, güvenli yaşam için bir kısım özgürlüklerinden vazgeçerek toplumsal sözleşme etrafında birleşirler. Güvenli yaşamı ise, hizmet için üretilen aygıt yani devlet, kendi oluşturduğu güvenlik birimleri ile sağlar. İç güvenlik için polis, dış güvenlik için se ordu. Yani devlet ve buna bağlı oluşturulan tüm yapılar, asıl/ efendi olan topluma hizmet için vardır, hizmetkârdır...

Bu bakımdan bir şeref tanımı yapılacak ise, doğru olan, "millete/ topluma sadakat şerefimizdir" şeklinde yapılmasıdır. Bu toplumsal piramidi ters yüz edecek şekildeki "şeref" tanımlamaları yanlıştır, hatta vahimdir. Ancak ne yazık ki, elinde silah olan yapılar, bir süre sonra kendisini silahın ve gücün asıl sahibi zannedebilmekte, "güç bende" havasına girebilmekte, askeri vesayetler de böyle oluşmaktadır. Hâlbuki silah emanet, şeref ise toplumuna ve değerlerine bağlılıktadır. Gerçekten, efendi olan milletin/ toplumun, kendi hizmetkârına bağlılığı niçin "şeref" olsun ki... Bunu ancak, kendini toplumun üstünde ve sahibi olarak konumlandıran, toplumu da İttihatçı geleneğin bakışı ile "cahil halk" olarak tanımlayan bir anlayış yapabilir. Paşaları darbeci yapan, onlarcasını Silivri cezaevine gönderen, felsefi temel işte bu anlayıştır. Kendileri cezaevinde... Ancak anlayışları İzmir'in göbeğinde ve afişte...

Buradan soruyorum, en sıradan işleri bile talimname ile belirleyen bir yapıda, bu afişin tasarımını ve asılmasını hangi talimnameye dayanarak yaptınız. Kim neye dayanarak bu yazıyı belirledi, hangi yetkiye dayanarak bu yazıyı tugayın kapısına astı. Darbeci paşalar on yıllarla yargılanır iken hangi cüret ile o anlayışın ürünü olan bu yazıyı, bütün giderini milletin karşıladığı garnizonun kapısına, hakiki efendinin gözüne sokarcasına astınız ve orada tutmaya devam ediyorsunuz...

TSK mensupları ne zaman "millete/ topluma sadakat şerefimizdir" sözünü kalbine ve kafasına kazırsa- kapıya asmaya gerek yok- o zaman askeri vesayetin tümden bittiğine inanabiliriz. TSK'nın bu bağlamda yeni bir felsefeye ve tümden yeniden bir yapılanmaya/ profesyonel orduya geçmeye ihtiyacı var... Demokrasilerdeki, kendi yerini/ haddini bilmek ve sadece kendi işini yapmak herhalde böyle olacaktır...